Giriş

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m. 139 hükmü; gizli soruşturmacı tedbirini düzenler. Bu tedbir; örgütlü suçlar ve ağır suçlar ile mücadelede etkili bir araç olmakla birlikte; sanığın özel hayat hakkı ve adil yargılanma hakkı bakımından yüksek riskler taşıyan bir müdahaledir.1

Bu çalışma; CMK m. 139'un uygulanma koşullarını ve normatif çerçevesini sistematize eder, AYM'nin son dönem kararlarında gizli soruşturmacı tedbirinin orantılılık denetimini analiz eder ve AİHM'in Texeira de Castro / Portekiz içtihadı çerçevesinde "kışkırtma yasağı" sınırını değerlendirir.

I. CMK m. 139 — Normatif Çerçeve

A. Tedbirin uygulanma koşulları

CMK m. 139 uyarınca gizli soruşturmacı tedbirinin uygulanabilmesi için: (i) soruşturma konusu suçun katalog suçlardan biri olması, (ii) suçun işlenmesinde kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması, (iii) başka türlü delil elde edilme imkânının bulunmaması veya çok güç olması koşulları aranır.2

B. Hâkim onayı

Tedbire; ağır ceza mahkemesi hâkimi tarafından karar verilir. Bu hâkim; gizli soruşturmacının görevlendirildiği belge ile birlikte bir mühürlü zarf saklar; tedbirin bittiği tarihte zarf açılır.

C. Tedbirin süresi

Tedbir; en fazla 6 ay için uygulanabilir; ancak gerektiğinde uzatılabilir. Uzatma; somut gerekçeli ve süre sınırlı olmalıdır.

II. AYM'nin Orantılılık Denetimi

A. Üç aşamalı denetim

AYM'nin son dönem kararları; gizli soruşturmacı tedbirinin uygulanmasını üç aşamalı bir denetim çerçevesinde değerlendirir: (i) müdahalenin kanuni temeli, (ii) meşru amacı, (iii) demokratik toplumda gerekliliği.3

B. Müdahalenin yoğunluğu

AYM; gizli soruşturmacı tedbirinin yoğunluğunun somut olayda değerlendirilmesini ister. Bu değerlendirmede; tedbirin süresi, soruşturmacının sanıkla kurduğu ilişkinin yoğunluğu, sanığın özel hayatına müdahalenin derinliği gibi unsurlar dikkate alınır.

"Gizli soruşturmacı tedbiri; mücadele edilen suçun ağırlığı ile orantılı olmalıdır. Tedbirin uygulanması, sanığa karşı kışkırtma niteliğine bürünemez."

— AYM, B. No. 2022/15287, 18.05.2024, § 62.

III. Kışkırtma Yasağı

A. AİHM Texeira de Castro içtihadı

AİHM'in Texeira de Castro / Portekiz kararı; gizli soruşturmacı tedbirinin uygulanmasında "kışkırtma yasağı"nın temelini oluşturur. Kararda; sanığı suç işleme kararına yönlendiren gizli soruşturmacının elde ettiği delillerin AİHS m. 6 (adil yargılanma) hakkını ihlal ettiği kabul edilmiştir.4

B. "Tahrik" sınırının çizilmesi

Tahrik; sanığın suç işleme kararının soruşturmacı tarafından oluşturulması anlamına gelir. Sanığın kendiliğinden suç işleme eğilimi bulunmadığı halde; soruşturmacının provokasyonu ile suça yöneldiği durumlarda kışkırtma söz konusudur.

C. Delil değeri sorunu

Kışkırtma yoluyla elde edilen deliller; ceza yargılamasında kullanılamaz. Bu delillerin "yasak deliller" kapsamında değerlendirilmesi; mahkemenin kullanmaktan kaçınması gereken delilleri belirler.

Sonuç

CMK m. 139 çerçevesinde gizli soruşturmacı tedbiri; örgütlü suçlar ile mücadelede etkili bir araç olmakla birlikte; sanığın temel haklarını koruyacak bir orantılılık denetimi gerektirir. AYM'nin son dönem kararları; bu denetimin operasyonel uygulanmasında önemli bir doktriner zemin oluşturmaktadır. "Tahrik" sınırının aşılmaması; hem AİHM içtihadı hem de Türk anayasal değerleri açısından zorunlu bir gerekliliktir. Kışkırtma yoluyla elde edilen delillerin yasak deliller kapsamında değerlendirilmesi; bu sınırın korunmasının pratik aracıdır.