Giriş

Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) 14.03.2024 tarihli ve 2024/187 sayılı kararı, sosyal medya platformlarında paylaşılan ifadelerin terörle mücadele bağlamında nasıl değerlendirileceği konusunda önemli bir çerçeve oluşturmuştur. Karara konu olan vakıada başvurucu, X platformunda paylaştığı bir tweet nedeniyle 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu m. 7/2 uyarınca mahkum edilmiştir.

I. Karar Yapısının Analitik Sökümü

A. Çoğunluk görüşünün yapısı

Mahkeme çoğunluğu üç adımlı bir denetim uygulamıştır: (i) Müdahalenin kanuni temeli, (ii) müdahalenin meşru amacı, (iii) müdahalenin demokratik toplumda gerekliliği. Üçüncü basamakta Mahkeme, sosyal medyaya özgü iki yeni alt kriter geliştirmiştir: "viralite" ve "bağlamsal anlam".

B. Azınlık görüşleri

Karara üç ayrı azınlık görüşü eklenmiştir. Bunlardan en analitik olanı, "viralite" kriterinin nasıl ölçüleceğine ilişkin somut göstergelerin tanımlanmamış olmasının öngörülebilirliği zayıflattığını vurgulamaktadır.

II. AİHM İçtihadıyla Karşılaştırma

AİHM'in Sürek / Türkiye (No. 1) kararı, terörle mücadele bağlamında ifade özgürlüğü denetimi için önder bir çerçeve oluşturmuştur.1 AYM'nin 2024/187 sayılı kararında geliştirdiği "viralite" kriteri, Sürek içtihadındaki "şiddete açık çağrı" denetimiyle örtüşmemekte; aksine bağımsız bir denetim ekseni olarak öne çıkmaktadır.

III. "Bağlamsal Değerlendirme"nin Açık ve Mevcut Tehlike Doktriniyle Buluşturulması Önerisi

AYM'nin bağlamsal değerlendirme yaklaşımı, ABD Yüksek Mahkemesi'nin Brandenburg v. Ohio kararındaki "açık ve mevcut tehlike" doktriniyle buluşturulabilir niteliktedir. Bu birleştirme; viralite, çağrının niteliği ve zaman boyutu olmak üzere üç değişkene dayalı bir matriks ile pratikleştirilebilir.

Sonuç

2024/187 sayılı karar, sosyal medyaya özgü bir denetim çerçevesinin geliştirilmesi yönündeki ilk önemli adımı temsil etmektedir. Bu çerçevenin AİHM içtihadı ve Brandenburg doktriniyle uyumlu hâle getirilmesi, sonraki davalarda öngörülebilirliğin artmasını sağlayacaktır.