Giriş
1936 yılında imzalanan Montreux Boğazlar Sözleşmesi; Çanakkale ve İstanbul boğazlarının geçiş rejimini düzenleyen ve Türkiye'nin egemenlik haklarını uluslararası bir çerçeve içinde teyit eden temel uluslararası belgedir. Sözleşme; 90 yıl boyunca yürürlükte kalarak Türk dış politikasının istikrarlı bir aracı olmuştur.1
Bu çalışma; Montreux Sözleşmesi'nin tarihsel ve normatif yapısını sistematize eder, sözleşmenin 90 yıllık uygulanma deneyimini analiz eder ve çağdaş tartışmaları (özellikle savaş hali tanımı ve askeri geçiş ölçütleri) ele alır.
I. Tarihsel ve Normatif Yapı
A. Lozan'dan Montreux'ye
1923 Lozan Boğazlar Sözleşmesi; uluslararası bir komisyon tarafından denetlenen geçiş rejimi öngörüyordu. Türkiye'nin tam egemenlik talebi sonucunda; 1936 yılında Montreux Sözleşmesi imzalandı. Bu sözleşme; Türk egemenlik haklarını teyit ederken; boğazlardan barış zamanı geçiş özgürlüğünü de güvenceye aldı.
B. Sözleşmenin yapısı
Montreux Sözleşmesi; 28 madde ve eklerden oluşur. Sözleşme; (i) ticaret gemileri için tam geçiş özgürlüğü, (ii) askeri gemiler için sınırlı geçiş, (iii) savaş hali durumunda özel kurallar öngörür.2
C. Türkiye'nin yetkileri
Türkiye; sözleşme çerçevesinde boğazlardan geçişin yönetiminde tek yetkili devlettir. Bu yetkiler; askeri gemi geçiş bildirimleri, transit kuralları ve kontrol önlemlerini kapsar.
II. 90 Yıllık Uygulanma Deneyimi
A. Soğuk Savaş dönemi
Soğuk Savaş döneminde; Montreux Sözleşmesi NATO ile Sovyetler Birliği arasındaki dengenin korunmasında stratejik bir rol oynamıştır. Sözleşmenin esnek yapısı; her iki tarafın egemenlik haklarına saygıyı korurken; geçiş düzenini istikrarlı tutmayı sağlamıştır.
B. Soğuk Savaş sonrası dönem
1991 sonrasında Karadeniz havzasında değişen jeopolitik dinamikler; sözleşmenin uygulanmasını yeni meselelere taşımıştır. Bağımsız Karadeniz devletlerinin (Ukrayna, Gürcistan, Bulgaristan, Romanya) deniz ticaretinin gelişmesi; boğazlardan geçiş yoğunluğunu artırmıştır.3
C. 2022 sonrası dönem
Şubat 2022'den itibaren Karadeniz'deki çatışma; sözleşmenin "savaş hali" hükümlerinin uygulanmasını gündeme getirmiştir. Türkiye'nin savaş hali ilanı; askeri geçişlerin sınırlanmasına yol açmıştır.
III. Çağdaş Tartışmalar
A. "Savaş hali" tanımı
Sözleşmenin m. 19'unda yer alan "savaş hali" kavramı; çağdaş silahlı çatışma tiplerine nasıl uygulanacağı tartışmalıdır. Klasik devletler arası savaş tanımı; çağdaş asimetrik veya gri bölge çatışmalarını tam olarak karşılamaz.4
B. Denizaltı geçiş talepleri
Modern denizaltıların geçişine ilişkin teknik kıstaslar; sözleşmede tam olarak öngörülmemiştir. Bu eksiklik; uygulamada Türk yetkililerinin takdir yetkisini gerektirir.
C. Sözleşmenin değiştirilmesi tartışmaları
Bazı uluslararası aktörler; sözleşmenin değiştirilmesini önermektedir. Ancak bu öneriler; Türkiye'nin egemenlik haklarını zedeleyebileceği gerekçesiyle Türk hükümeti tarafından kabul edilmemektedir.
"Montreux Sözleşmesi; mevcut yapısıyla Türkiye'nin egemenlik haklarını ve Karadeniz havzasının istikrarını korumaya devam etmektedir. Sözleşmenin değiştirilmesi yönünde herhangi bir hareket; çok dikkatli bir uluslararası diplomasi gerektirir."
Sonuç
Montreux Sözleşmesi; 90 yıl boyunca Türk egemenlik haklarını ve uluslararası geçiş düzenini başarılı biçimde dengelemiştir. Sözleşmenin değiştirilmesi yönündeki çağdaş tartışmalar; Türk dış politikası açısından stratejik bir hassasiyet alanı oluşturur. Doktrinin; sözleşmenin çağdaş silahlı çatışma tiplerine uygulanması yönünde sistematik çalışmalar yapması; hem Türk dış politikasının desteklenmesi hem de uluslararası hukukun gelişimine katkı açısından kritik bir görevdir.