Giriş

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) m. 188 hükmü; uyuşturucu madde imal ve ticareti suçunu düzenler. Hükmün uygulanmasında en hassas mesele; sanığın "kullanıma yönelik bulundurma" (TCK m. 191) ile "ticari amaçla bulundurma" (TCK m. 188) arasındaki sınırın çizilmesidir. Bu sınır; kişisel kullanım için bulundurma halinde alt seviyede bir cezai sorumluluğa, ticari amaç halinde ise çok daha ağır bir sorumluluğa yol açar.1

Bu çalışma; Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin son beş yıllık içtihadında bu sınırın çizilmesine ilişkin kıstasları sistematize eder, AYM'nin masumiyet karinesi denetimini analiz eder ve AİHM'in Salabiaku içtihadındaki ispat yükü dağılımını değerlendirir.

I. İki Suç Tipinin Yapısı

A. TCK m. 188 — Ticari amaçla bulundurma

TCK m. 188 hükmü; uyuşturucu madde imal etme, ihraç etme, ithal etme, satışı için bulundurma, satma veya satışına aracılık etme eylemlerini cezalandırır. Suçun ağırlığı; sanığa 10 ile 20 yıl arası hapis cezası verilebilmesini sağlayacak derecede yüksektir.

B. TCK m. 191 — Kullanmak için bulundurma

TCK m. 191 hükmü; uyuşturucu maddeyi kullanma amacıyla bulundurmayı düzenler. Cezası; 2 ile 5 yıl arası hapis cezasıdır. Ne var ki bu suç tipinde; tedavi tedbiri uygulanma imkanı da bulunur.

C. Sınır tespitinin kritik önemi

Sanığın eyleminin hangi suç tipi kapsamına gireceği; ceza miktarı açısından dramatik bir farka yol açar. Bu nedenle sınırın çizilmesi; sanığın savunma hakkı ve adil yargılanma hakkı bakımından kritik bir mesele oluşturur.2

II. Yargıtay 10. CD'nin Kıstasları

A. Miktar kıstası

Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre; uyuşturucu maddenin türüne göre belirlenmiş "kişisel kullanım eşikleri" mevcuttur. Bu eşiklerin üzerindeki miktar; "ticari amaç" karinesi olarak değerlendirilir. Ancak bu karine; mutlak değildir ve aksinin ispatı mümkündür.

B. Maddi olgular

Sanığın yanında bulunan terazi, ambalaj, hassas kantar, satış için hazırlanmış paketler gibi maddi olgular; "ticari amaç" göstergesi olarak değerlendirilir. Bu olguların varlığı; miktar tek başına kişisel kullanım eşiğinin altında kalsa dahi, ticari amacın kabulüne yol açabilir.3

C. Ekonomik konum

Sanığın ekonomik konumu; bulundurulan miktarın kişisel kullanım için makul olup olmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınır. Düşük gelirli bir sanığın yanında yüksek değerli uyuşturucu bulunması; ticari amaç şüphesini güçlendirir.

"Kişisel kullanım için bulundurma değerlendirmesinde; miktar yalnızca bir göstergedir. Maddi olgular, sanığın yaşam tarzı ve ekonomik konumu birlikte değerlendirilmelidir."

— Yargıtay 10. CD, E. 2023/4218, K. 2024/2785, T. 14.03.2024.

III. Masumiyet Karinesi ve AYM Denetimi

A. AYM içtihadındaki çerçeve

AYM; son dönem kararlarında; masumiyet karinesinin (Anayasa m. 38) uyuşturucu suçlarında nasıl uygulanması gerektiğine ilişkin önemli bir doktriner zemin oluşturmuştur. Mahkeme; "miktar" kıstasının tek başına ticari amacın ispatına yetmeyeceğini; somut delillerin bütünsel değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.4

B. AİHM Salabiaku içtihadı

AİHM'in Salabiaku / Fransa kararı; ceza yargılamasında karinelerin makul sınırlar içinde kullanılabileceğini; ancak karinenin "yıkılabilir" olması ve sanığa savunma fırsatı tanınması gerektiğini vurgulamaktadır. Yargıtay içtihadındaki "miktar karinesi"; bu çerçevede değerlendirilmelidir.

Sonuç

TCK m. 188 ile 191 arasındaki sınırın çizilmesi; uyuşturucu yargılamasının en kritik meselesidir. Yargıtay 10. CD'nin son beş yıllık içtihadı; miktar kıstası, maddi olgular, ekonomik konum ve sanığın yaşam tarzı gibi unsurları birlikte değerlendirme yönünde gelişmektedir. Ancak masumiyet karinesinin korunması; "miktar karinesi"nin mutlak bir karine olarak uygulanmaması gerektiğini ortaya koyar. Sanığın kullanıcı niteliğinin; somut deliller temelinde belirlenmesi, hem AYM hem de AİHM standartlarıyla uyumlu olan yaklaşımdır.